Büyük Şirketler Neden Vergi Ödemiyorlar ?

Yazar Taha ÇAKIR
3 dakika Okundu

Geçtiğimiz yıl fenomenlerin harcamaları ile uyumsuz vergi beyanlarının gündeme getirilmesi ile başlayan, kimin ne kadar vergi ödediğine veya niçin az vergi ödediğine ilişkin sosyal medyadaki tartışmalar geçtiğimiz haftadan itibaren ülkenin önde gelen şirketlerinin vergi levhalarının (vergi levhası paylaşılan şirketlerin bir çoğunun son yıllarda kurumlar vergisi ödemediği veya çok cüzi miktarda ödediği görülüyor ) sosyal medyada paylaşılması ile tekrar gündem oldu.

Bu durum özellikle daha ücreti eline geçmeden vergisini kesinti yoluyla ödemek durumunda kalan ücretli kesim başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin tepkisini çekiyor. Haklı olarak da tepkiler vergi denetimi üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla bugünlerde vergi denetimi ile uğraşan herkesin çevresinden aşina olduğu zenginleri niçin incelemiyorsunuz ?  tabi gücünüz gariban esnafa yetiyor ! vb. serzenişler artmış durumda.

Bu sebeple sosyal medyada paylaşılan vergi levhaları üzerinden yapılan tartışmalara ilişkin vergi ile profesyonel olarak uğraşmayanların anlayacağı şekilde sorunun nereden kaynaklandığına yönelik değerlendirme yapmak istiyorum.

İlk olarak sosyal medyada herkes her istediğini yazabildiği için teyide muhtaç veya yanlış çok fazla bilgi dolaşıyor. Sözü edilen markalar holding veya grup şirketleri şeklinde faaliyet gösterdikleri için gruba bağlı bir şirketin vergi levhasında yer alan bilgilerden hareketle değerlendirme yapmak bizleri hataya sevk edebilir. Örneğin Trendyol’un vergi levhası diye Trendyol Lojistik A.Ş.’nin vergi levhası paylaşılarak hiç vergi ödemediği dillendiriliyor. Fakat sonrasında Trendyol’un satışlarını DSM Grup A.Ş. üzerinden yaptığı ve vergi beyan ettiği ortaya çıkıyor.

İkinci dikkat çekmek istediğim husus verginin teknik bir mesele olmasından ötürü yalnızca  vergi levhalarına bakarak çok sert yorumlar yapmak, ilgili şirketleri vergi kaçırmakla, vergi müfettişlerini de işlerini yapmamakla itham etmek yine yanıltıcı olabilir. Şöyle ki sosyal medyada paylaşılan vergi levhaları şirketlerin kurumlar vergisi beyannamelerindeki bilgileri göstermektedir. Bu husus önemli zira vergi tekniği gereği şirketlerin kurumlar vergisi matrahlarını sıfır veya çok düşük hesaplayarak vergi beyan etmemeleri veya çok düşük vergi beyan etmeleri bu şirketlerin kar elde etmediği anlamına gelmemektedir.

Konuyu çok basitçe açıklamak gerekirse vergi levhasında görülen tutarlar üç aşamada hesaplanıyor.

  1. Aşama : Satışlar – Kanunen Kabul Edilen Giderler (satışların maliyeti, genel giderler vb.) = Ticari bilanço karı hesaplanıyor
  2. Aşama: Ticari Bilanço Karı + Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler = Kar ve İlaveler Toplamı
  3. Aşama: Kar ve İlaveler Toplamı – İstisna – İndirimler = Kurumlar Vergisi Matrahı (bu aşamada Kar ve İlaveler Toplamı üzerinden kurumlar vergisi kanunu ile çeşitli kanunlarda yer alan çeşitli indirimler (istisna bağışlar vb.) yapılarak vergi levhasında yazan matrah ve vergi hesaplanıyor )

İşte sosyal medyada paylaşılan büyük şirketlerin vergi levhalarında vergi beyan etmemelerine neden olan işlemlerde genel olarak 3. Aşamada ortaya çıkıyor. Faaliyetleri sonucu  ciddi karlar elde eden şirketler bu aşamada kazançları üzerinden vergi kanunlarında yer alan indirim ve istisnalardan faydalanarak sıfır veya çok  düşük vergi beyan edebiliyorlar.

Konuyu somutlaştırmak gerekirse örneğin son olarak sosyal medyada Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının (GYO) vergi levhası paylaşılarak vergi denetimine veryansın ediliyor. Peki Sinpaş, vb. GYO’lar bariz şekilde ciddi karlar elde ederken nasıl vergi beyan etmiyorlar ve vergi müfettişleri niçin bir işlem yapmıyorlar ?

Sebebi çok basit. Kurumlar vergisi kanununun 5/1-d maddesi gereği gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden istisna. Yani bu şirketler vergi beyannamelerini düzenlerken on milyarlarca lira kar elde edip üstüne bunu beyan etmelerine rağmen 3. Aşamada yukarıda yer verilen istisnadan veya benzer istisnalardan yararlanmak suretiyle vergi matrahlarını matrahsız beyan ederek kurumlar vergisi ödemeyebiliyorlar.  Şayet şirketler söz konusu istisnalardan usulüne uygun olarak yararlanmışlarsa ortada gayri kanuni işlem bulunmadığı için vergi müfettişlerinin yapabileceği bir işlem de bulunmuyor.

Gördüğüm kadarı ile büyük şirketlerin önemli kısmı vergi kanunlarında yer alan indirim ve istisnalardan yararlanmak suretiyle çok düşük tutarda kurumlar vergisi ödüyor. Bu arada özellikle şunu da belirtmek gerekir ki söz konusu istisna ve muafiyetler son yıllarda çıkarılmış düzenlemeler olmayıp çok önemli bir kısmının geçmişi on yıllara dayanıyor.

Emekçinin eline ücreti geçmeden vergisi kesilirken koca koca şirketlerin sıfır vergi beyan etmelerinin savunulacak bir tarafı yok. Fakat anlatmak istediğim bu şirketler klasik tüccar yöntemleri ile iş yapmadıkları için yukarıda açıkladığım şekilde düşük vergi beyan etmelerinin nedenleri farklı olabiliyor. Bütün bunların üzerine çıkarılan vergi afları ile ilgili yıllara ilişkin vergi incelemesi yapılmaması yönünde mükelleflere zırh da verilince vergi denetimi ile sonuç almak zorlaşıyor.

Peki bu durumda yaşanan çarpıklığa yönelik gösterilen haklı tepki nereye yöneltilmeli ? Söz konusu çarpıklığın nedeni vergi sistemimizde amacından uzaklaşan vergi muafiyet ve istisnalarından kaynaklandığı için tepkinin öncelikle söz konusu ayrıcalıkların kaldırılmasına yönelik olması gerekiyor. Maalesef ülkemizde her çıkar grubu kendi çıkarları doğrultusunda lobi gücü ile orantılı olarak vergi istisna ve muafiyeti peşinde koştuğu ve zaman içerisinde başarılı da olduğu için geldiğimiz durum bu oluyor. Tepki gösterilmesi gereken ikinci konu ise  uzun zamandır vergi incelemesi yapmama rağmen halen zoruma giden cüzi miktar ödeme karşılığı vergi incelemesine alınmama garantisi (matrah artırımı) verilmesi uygulamasına yönelik olması gerekiyor.

Özetle yapılması gereken öncelikle vergi sistemimizi sadeleştirerek amacından uzaklaşmış olan vergi muafiyet ve istisnalarının kaldırılmasını talep etmek. Ayrıca vergisini düzenli ödeyen mükellefleri mağdur eden matrah artırımı mevzusunun bir daha teklifi dahi edilemeyecek şekilde sistemden kaldırılması ve bunu teklife yeltenenlerinde kellesinin vurulmasının sağlanması gerekiyor… Yazının bu kısmına kadar çizdiğim tablo pek iç açıcı olmamakla birlikte güzel gelişmelerden de bahsetmek gerekiyor.

TBMM’de görüşülerek kabul edilen ve yakında Resmi Gazetede yayımlanması beklenen 7524 sayılı kanunun 36. Maddesi ile asgari kurumlar vergisi getiriliyor. Düzenlemeyle özet olarak kurumlar vergisinin, yazımda bahsettiğim 3. Aşamada yapılan indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kazancın %10’undan az olamayacağına ilişkin düzenleme yapılmış bulunmakta.

Konuyla alakalı bahsettiğim hususların haricinde işin doğası gereği çeşitli teknik işlemlerle vergi kaçıran büyük şirketler mevcut olup bunlarla ilgili denetimlerin yasaların imkan verdiği ölçüde (matrah artırımı hükümleri ) dün olduğu gibi bugünde yapıldığını da belirtmeden geçmemek gerekiyor.

Son olarak yazımı Solon’un yasalar örümcek ağına benzer zayıf olanlar takılır güçlü olanlar deler geçer sözüyle bitirmenin anlamlı olacağını düşünüyorum.

You may also like

4 Yorum

Mehmet 1 Ağustos 2024 - 10:26

Güzel açıklayıcı bir yazı olmuş.

Reply
Taha ÇAKIR 2 Ağustos 2024 - 12:25

Teşekkür ederim.

Reply
Fatih Altuntaş 8 Ağustos 2024 - 18:55

Kaleminize sağlık. Seçtiğiniz konular ve yaklaşımınızı takdir ediyorum. Çalışmalarınızın devamını dilerim.

Reply
Taha ÇAKIR 22 Ağustos 2024 - 20:16

Çok teşekkür ederim ustadım

Reply

Yorum Bırakın