Uzun zamandır internette Norveç’le ilgili karşıma çıkan hemen her içeriği ilgiyle takip ediyor, ülkenin dünyaca ünlü fiyortlarını, etkileyici dağ yollarını, ardı arkası kesilmeyen şelalelerini ve kartpostalları aratmayan manzaralarını hayranlıkla izliyorduk. Fakat geçtiğimiz yıl bu seyahati planlamaya başlasak da nasıl gideceğimiz, hangi rotayı izleyeceğimiz ve ne zaman yola çıkacağımız konusunda bir türlü karar veremediğimiz için planımızı sürekli erteliyorduk.
Nihayet geçtiğimiz yıl sonuna doğru uygun gidiş bileti bularak attığımız ilk somut adım sonrası temmuz ayında uzun zamandır hayalini kurduğumuz Norveç seyahatine çıkabildik. Döndüğümüzde ise geriye beklentilerimizin çok ötesinde güzellikler, unutulmaz anılar ve hâlâ aklımızdan çıkmayan eşsiz manzaralar kaldı.
Geriye dönüp baktığımda, Norveç gezimizin açık ara bugüne kadar yaptığımız en keyifli seyahat olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Avrupa’nın klasik turistik rotalarından oldukça farklı olan bu sekiz günlük araç yolculuğu boyunca çok sayıda not aldım ve anlatacak epey şey birikti. Bu nedenle gezi yazısını iki bölüm hâlinde paylaşacağım. İlk bölümde ise Norveç gezisi fikrinin aklıma ilk düştüğü günden başlayarak hazırlık sürecinden bahsedeceğim.
Norveç’le ilgili zaman zaman videolar izlesem de bu ülkeye gitme fikri, YouTube’da karşıma çıkan @ismetsanl9718’in videolarından sonra ciddi bir seyahat planına dönüşmeye başladı. Elli yaşlarının ortalarında olduğunu tahmin ettiğim İsmet Abi, hiçbir yabancı dil bilmeden Türkiye’den Norveç’in en kuzeyindeki Nordkapp’a (Avrupa’nın kuzey uç noktası) motosikletle yaptığı yolculuğu gün gün kanalında paylaşmıştı. Yolculuk talihsiz bir şekilde sona erse de ben de videoları izlerken motosikletle olmasa bile araçla Nordkapp’a gitmeyi aklıma koymuştum.
Henüz tanışma fırsatı bulamadığım İsmet Abi’ye burada küçük bir parantez açmak isterim: bir gün Avrupa’nın bir köşesinde feribot görevlisine kâğıda çizdiği iki çöp adamı göstererek iki bilet isteyen, bir başka gün “Artvin’e kadar gelmişken aşağı ineyim bari.” deyip Van’a giden, başka bir gün “İstanbul’da belediye bu işleri beceremiyor.” diyerek eline makası alıp refüjdeki bitkileri budayan İsmet Abi, kendine özgü tarzıyla örnek alıp, severek takip ettiğim bir büyüğümüz.
Norveç’e dönecek olursak, İsmet Abi’nin videosundan gaza gelip (tabii o dönem yaptığı işin büyüklüğünü tam anlayamamışım) “Ulan, bu adam bu yaşta iki tekerlekle gidiyorsa biz arabayla hayli hayli gideriz.” diyerek İstanbul’dan yola çıkıp geze geze Norveç’in en kuzeyindeki Nordkapp’a ulaşmanın planlarını yapmaya başladım. Gidiş-dönüş yaklaşık 15.000 kilometreyi bulan bu plandan eşime bahsettiğimde ise “Sanki biraz uzun.” demekle yetindi. Çok sonraları planın ne kadar saçma olduğunu fark edip, “Beni niye uyarmadın?” diye sorduğumda, “Ben aslında biliyordum da kendin fark et istedim,” dedi. Bunu söylerken filozof edasında mıydı, yoksa beni mi geçiştiriyordu, orası muamma…
Sonunda ilk plandan vazgeçip ayakları yere daha sağlam basan bir rota oluşturmaya karar verdik. Bu sırada bir arkadaşımızın da geziye katılmasıyla seyahat ekibimiz üç kişiye çıktı. Yaptığımız araştırmalar sonucunda doğa gezisi için en uygun dönemin haziran sonundan ağustos ortasına kadar olduğunu anladık. Üç kişi olmamız araç kiralama seçeneğini daha avantajlı hâle getirdiğinden, Türkiye’den araçla gitmek yerine Oslo’ya uçup oradan araç kiralamanın çok daha mantıklı olacağına karar verdik. Ayrıca Oslo’dan Nordkapp’a gidip dönmenin yaklaşık 4.000 kilometrelik fazladan yol anlamına geldiğini ve bizi gereksiz yere yoracağını fark ettik. Bu nedenle rotamızı, Norveç’in başlıca doğal güzellikleri ile en popüler turistik noktalarının yoğunlaştığı Güney Norveç’le sınırlandırdık.
Oslo’dan başlayıp yeniden Oslo’da tamamladığımız yaklaşık 2.000 kilometrelik rotamız aşağıdaki gibiydi. Sekiz gün boyunca Norveç’in fiyortları, dağ yolları, şelaleleri, buzulları ve birbirinden güzel küçük yerleşimleri arasında ilerledik. Sonraki bölümde haritada gördüğümüz durakları ve bu duraklarda yaşadıklarımızı gün gün anlatacağım.
İlk olarak geçtiğimiz yıl ekim ayında, hava yolu şirketinin düzenlediği bir kampanya sayesinde temmuz dönemi için gidiş biletlerimizi kişi başı 1.400 TL gibi oldukça uygun bir fiyata aldık. Dönüş biletlerinin fiyatı ise hem yoğun sezon hem de varış havalimanı olarak Sabiha Gökçen’i tercih etmemiz nedeniyle oldukça yüksekti (10-12 bin TL). Biletleri iptal seçeneğiyle aldığımız için uzun süre fiyatları takip ederek yeni bir kampanya yakalamayı umdum. Ancak kampanya dönemlerinde bile dönüş biletlerinde kayda değer bir indirim olmadı.
Gidiş ve dönüş tarihlerimiz netleştikten sonra şubat ayında araç kiralama işlemini de tamamladık. Yurt dışındaki ilk araç kiralama deneyimimiz olduğu için bu konuda da kısaca bilgi vermek istiyorum. Aracı Avis üzerinden kiraladık ve tercihimiz Skoda Enyaq olmuştu. Ancak aracı teslim almaya gittiğimizde ellerinde Enyaq kalmadığını belirterek bize 2026 model Toyota bZ4X teslim ettiler. Sonradan iki aracı karşılaştırdığımda, Toyota bZ4X’in bizim için daha iyi bir seçenek olduğuna kanaat getirdim.
Bu noktada sigorta konusundan da bahsetmek gerekiyor. Oslo Havalimanı’ndaki araç kiralama şirketleriyle ilgili okuduğumuz yorumlarda, şirketin kendi sigortası yerine farklı bir platformdan sigorta yaptıran veya hiç sigorta yaptırmayan kişilerin depozitolarından çeşitli gerekçelerle kesinti yapıldığına sıkça rastladık. Bu nedenle riske girmemek için tam kapsamlı sigortayı doğrudan Avis üzerinden yaptırdık. Ek hizmetler ve tam kapsamlı sigorta dâhil sekiz günlük araç kiralama ücreti yaklaşık 39.000 TL tuttu.

Kiraladığımız araç elektrikliydi ve bu konuda hiçbir deneyimimiz olmadığı için ilk başta oldukça endişeliydik. Ancak gezinin sonunda bu endişelerimizin ne kadar yersiz olduğunu fark ettik. Norveç’te elektrikli araç kullanımı son derece yaygın. 2026 yılı itibarıyla satılan araçların %97’si elektrikli. Kiralık araçlar içinde benzer durum söz konusu olup ayrıca benzinli ve dizel seçenekler genellikle daha pahalı.
Elektrikli araçla ilgili en büyük çekincemiz şarj konusu olsa da bunun da gereksiz bir endişe olduğunu gördük. Şarj istasyonu ağı ülkenin en ücra noktalarına kadar yayılmış durumda. Yaklaşık 2.000 kilometrelik yolculuğumuz boyunca tek bir kez bile şarj istasyonu bulmakta zorlanmadık.
Ayrıca Türkiye’de farklı şarj istasyonlarını kullanabilmek için her markanın ayrı uygulamasını indirmeniz gerekirken Norveç’te Elton adlı uygulama sayesinde birçok farklı markanın istasyonunu tek bir uygulama üzerinden kullanabiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken, kredi kartınızı uygulamaya tanımlamak. Elton sayesinde yakınınızdaki veya rotanız üzerindeki şarj istasyonlarını da kolayca görebiliyorsunuz. Biz yolculuğumuz boyunca ağırlıklı olarak Tesla ve Uno-X istasyonlarını kullandık. Bunun yanında birçok istasyonda, özellikle Uno-X’te, fiziksel kredi kartıyla ödeme yapmak da mümkün. Hızlı şarj istasyonlarında araç yaklaşık 30 dakikada %30’dan %80’e kadar şarj olabiliyor. Yaklaşık 2.000 kilometrelik yolculuğumuz boyunca da toplam 9.000 TL civarında şarj ücreti ödedik.
Ayrıca A Better Routeplanner uygulamasına aracınızı tanımlayıp başlangıç noktanızı, mevcut şarj seviyenizi ve gideceğiniz durakları girdiğinizde rota boyunca nerelerde şarj etmeniz gerektiğini ayrıntılı şekilde görebiliyorsunuz. Uygulama, şarj istasyonuna hangi şarj seviyesiyle ulaşacağınızı, ne kadar süre şarj etmeniz gerektiğini ve istasyonun hangi markaya ait olduğunu gösteriyor.
Norveç’te araç kullanırken dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise ücretli yollar ve feribotlar. Ancak bunlar için ekstra bir işlem yapmanıza gerek yok. Kiralık araçlarda bizdeki HGS’ye benzer AutoPASS sistemi bulunuyor. Ücretler geçiş sırasında otomatik olarak kaydediliyor ve aracı teslim ettikten sonra kredi kartınızdan veya depozitonuzdan tahsil ediliyor.
Otoparklarda ise EasyPark uygulamasını kullandık. Avrupa’da oldukça yaygın olan bu uygulamaya aracınızın plakasını ve kredi kartınızı tanımladıktan sonra yakınınızdaki otoparkları görebiliyor ve ödemelerinizi kolayca yapabiliyorsunuz. Kameralı otoparklarda giriş ve çıkışınız otomatik olarak algılanıyor; herhangi bir işlem yapmanıza gerek kalmadan ücret doğrudan uygulama üzerinden tahsil ediliyor.
Konaklama seçeneklerini sonraki bölümde daha ayrıntılı anlatacağım için şimdilik, seçeneklerin klasik bir Avrupa şehrindeki kadar fazla olmadığını söylemekle yetineyim. Özellikle yoğun sezonda seyahat edecekseniz, Norveç gibi pahalı bir ülkede erken rezervasyon yaptırmak son derece önemli. Biz de konaklamalarımızı aylar öncesinden ayarlayarak seyahatimiz boyunca büyük otellerden kamp alanlarındaki bungalovlara, Airbnb evlerinden butik otellere kadar farklı konaklama seçeneklerini deneyimledik.
Seyahat öncesinde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu, yurt dışında kullanacağınız eSIM’in hangi operatörün altyapısından hizmet verdiği. Norveç dağlık bir ülke olduğu için özellikle bizim gibi fiyort, göl, buzul ve doğa odaklı bir rota izleyecekseniz internet bağlantısının kalitesi büyük önem taşıyor. Yaptığım araştırmalara göre bu bölgelerde en geniş kapsama alanını Telenor ve Telia sağlıyor. Bu nedenle eSIM tercih ederken bu altyapıları kullanan şirketleri seçmenizi tavsiye edebilirim. Biz seyahatimiz boyunca Airalo ve aloSIM kullandık ve genel olarak her ikisinden de memnun kaldık.
Hazırlıklarla ilgili son olarak şunu da söylemeliyim: Norveç, drone uçurmak için dünyadaki en ideal ülkelerden biri olabilir. İşin güzel tarafı, gerekli kayıt işlemlerinin Türkiye’dekine kıyasla son derece basit olması. Pasaport bilgilerinizle Norveç’in havacılık otoritesinin internet sitesine kayıt oluyor, yaklaşık 1.000 TL tutarındaki ücreti ödeyerek operatör numaranızı alıyor ve 1 yıl boyunca uçuş yapabiliyorsunuz. Ek bilgi olarak droneunuz 250 gramdan ağırsa ayrıca sigorta yaptırmanız da gerekiyor.
Böylece aylar süren hazırlıkların ve sürekli değişen rotaların ardından Norveç seyahatine hazır hâle gelmiştik. Bir sonraki bölümde ise Oslo’ya inişimizle başlayan yolculuk boyunca yaşadığımız deneyimlerden bahsedeceğim.

1 Yorum
Hayallerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz yeni maceralarınızı bekliyoruz