Konuyla ilgili olmayanlar için baştan söylemek gerekirse vergi kanunlarında, ücretin tanımı ve ücret geliri elde edenlerin vergilendirilmesine ilişkin düzenlemeler yapılmış olmakla birlikte ücretli ve hasücretli diye bir ayrım bulunmamakta olup söz konusu ayrım aynı gelir kaynağından gelir elde edenler arasındaki uygulama farklılığını belirtmek için kullanılmıştır.
Konuyu çok kısaca özetlemek gerekirse tek işverenden tevkifata tabi ücret geliri elde edenler, yıllık ücretleri toplamı Gelir Vergisi Kanununun 103. Maddesinde belirtilen dördüncü vergi dilimini (2022 yılı 880.000 TL 2023 Yılı 1.900.000 TL ) aşmadığı takdirde ücret gelirlerine ilişkin beyanname vermezler. Beyana tabi diğer gelirleri nedeniyle beyanname vermeleri durumunda da ücret gelirlerini beyan etmezler.
Fakat ilgili mükelleflerin ücret geliri 103. Maddesinde belirtilen dördüncü vergi dilimini aştığı takdirde beyanname verilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla aynı gelir kaynağından gelir elde eden bir mükellef beyanname verirken bir diğeri vermemektedir. “hasücretli“ kavramından kastımızda beyanname veren ücretlilerdir.
İlgili düzenleme 2019 yılında kanuna eklenmiş olup komisyon görüşmelerinde beyanname verme alışkanlığı kazandırmak için yapıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Ayrıca ilgili yasa teklifinin bir başka maddesiyle de 5. Vergi dilimi getirilmiştir.
Peki beyanname vermek neden önemlidir?
Öncelikle beyanname veren ücretliler beyanname üzerinden başta kendileri eşleri ve küçük çocuklarının eğitim ve sağlık harcamaları ve yaptıkları bağışlar olmak üzere GVK kanunun 89. Maddesinde yer alan çeşitli harcamalarını indirim konusu yapabilirler. (Beyanname vermeyenler yapamazlar )
İkinci olarak beyanname veren ücretlilerin farklı gelir kaynakları varsa (örneğin konut kira geliri) ve bu gelir kaynaklarından zarar doğuyorsa doğan zararı ücret gelirinden mahsup edebilirler.
Böylece hasücretli mükellefler ücretli mükelleflere göre daha az vergi ödediği gibi fazla ödedikleri vergilerin de iadesini alabilirler. Konuyu rakam ve detaylara boğmadan aşağıdaki şekilde iki örnek üzerinden somutlaştırabiliriz. Örnek-1 ile Örnek -2 arasındaki tek fark ücret geliri tutarındaki farktan kaynaklanmakta olup geriye kalan bütün veriler aynıdır.
Örnek 1 (Ücretli ): Bay A ‘nın 2022 yılı gelir ve giderlerine ilişkin verilere aşağıda yer verilmiştir.
- Tek işverenden elde edilmiş Ücret matrahı 800.000 TL olup işveren tarafından 253.500 TL vergi kesintisi yapılmıştır.
- 2022 yılında 6.000.000 TL’ye konut satın almış ve konut için 5.000.000 TL kredi kullanmıştır.
- 2022 yılında konut kredisi için ödediği faiz 800.000 TL dir.
- Konutun amortisman tutarı 120.000 TL dir. (6.000.000 / 50 )
- Mesken olarak kiraya verdiği konut için 2022 yılında 200.000 TL kira geliri elde etmiştir.
- Çocuklarının okul masrafları için 70.000 TL harcama yapmıştır.
- Kızılaya 50.000 Tl Bağış yapmıştır.
- Konut kira geliri için gerçek gider yöntemini seçmiştir.
Mükellefin 2022 yılı gelirlerine ilişkin değerlendirme yapılacak olursa
- Ücret geliri 2022 yılı beyan sınırı olan 880.000 TL’yi geçmediği için ücret gelirine ilişkin beyanname vermeyecektir.
- Mükellef konut kira geliri elde etmesi nedeniyle gayrimenkul sermaya iradın yönünden beyanname verecek olmakla birlikte konut kira geliri (200.000 TL) konuta ilişkin giderlerinden (920.000 TL ) daha düşük olduğu için zarar ortaya çıkacak ve kira geliri dolayısıyla vergi ödemeyecektir. (Ortaya çıkan zarar gelecek yıllara devredilebilir ama ücretlinin kaderi değişmez )
- Bay A özetle 2022 yılında 1.000.000 TL gelir elde etmiş ve elde ettiği gelir üzerinden 253.500 TL vergi ödemiştir.
Örnek -2 (Hasücretli): Bay A’nın 2022 yılı Ücret gelirine ilişkin matrahı 1.600.000 TL olup işveren tarafından 569.500 TL vergi kesintisi yapılmıştır.
Diğer veriler Örnek -1 ile aynıdır. Bu durumda Bay A nın gelir vergisi beyannamesi özeti aşağıdaki şekilde olacaktır.
| Gayrimenkul Sermaye İradına İlişkin Bilgiler | |
| Mesken Geliri | 200.000,00 |
| GİDERLER | 920.000,00 |
| Zarar | 720.000,00 |
| ÜCRETLER | |
| Beyana Tabi Ücretin Gayrisafi Tutarı | 1.600.000,00 |
| Kesilen Gelir Vergisi | 569.500,00 |
| Gelir Toplama, İndirimler | |
| TOPLAM SAFİ KAZANÇ | 1.600.000,00 |
| TOPLAM ZARAR | 720.000,00 |
| KAR | 880.000,00 |
| İndirimler | |
| Eğitim ve Sağlık Harcamaları | 70.000,00 |
| Bağış | 50.000,00 |
| Vergi Bildirimi | |
| Vergiye Tabi Gelir (Matrah) | 760.000,00 |
| Toplam Gelir Vergisi Matrahı | 760.000,00 |
| Hesaplanan Gelir Vergisi | 239.500,00 |
| Kesinti Yoluyla Ödenen Vergiler | 569.500,00 |
| İade Edilecek Vergi | 330.000,00 |
Sonuç olarak hasücretli mükellef, ücretli mükellefin neredeyse iki katı ücret geliri elde etmesine rağmen 2022 yılında daha az vergi ödeyecektir.
| Gelir | Vergi | |
| Örnek-1/Ücretli | 1.000.000,00 | 253.500,00 |
| Örnek-2/Hasücretli | 1.800.000,00 | 239.500,00 |
Hasücretli mükellef 2022 yılı içerisinde kesinti yoluyla fazladan ödediği 330.000,00 TL tutarındaki vergi iadesini de 2023 yılında nakden talep edebilecektir. İade taleplerine ilişkin şart ve açıklamalara 252 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiş olup mükellefin talep ettiği iade tutarının 151.000 TL’ si (2023 yılı için ) vergi dairesi tarafından yerine getirilecek geriye kalan 179.000,00 TL ise Vergi inceleme Raporu veya YMM raporu ile iade edilecektir.
Yukarıdaki verdiğim örneklerin uç olduğu düşünülebilir ama bu konuyu ele almamın sebebi de tam olarak budur. Ülkemizde başta finans ve yazılım olmak üzere belirli sektörlerde ücretler her zaman için ortalamanın üzerinde olmuştur. Fakat beyan sınırının üzerinde gelir elde edip diğer gelir kaynakları da dikkate alındığında vergi iadesi alan ücretli sayısında 2021 yılı sonrasında ciddi artış meydana gelmiştir.
Bunun başlıca üç sebebi olduğunu düşünüyorum.
- 2021 ve sonrasında hasücretli dediğimiz mükellef grubunun ücretleri gerek sektör kaynaklı gerek kar enflasyonunun maaşlara prim ikramiye vb. ad altında ücret olarak yansımasıyla birlikte beyan sınırının çok üzerine çıkmış ayrıca daha önce ücretli statüsündeki mükelleflerin bir kısmı da hasücretli statüsüne yükselmişlerdir.
- Vergi dilimlerinde yapılan güncellemeler özellikle hasücretli mükelleflerin ücret artış oranlarının altında kalmıştır.
- İlgili dönemlerde artan enflasyon oranı ile birlikte kredi faizlerinde izlenen politikanın etkisiyle hasücretli mükellefler krediyle finanse edilen konut yatırımına yönelmişlerdir.
Hasücretli mükelleflere ilişkin diğer çarpıcı nokta ise hasücretli mükellef grubunun iade talep tutarları belirli limitin üzerine çıktığında belirlenen limite kadar olan kısım vergi dairesi tarafından yerine getirilirken limitin üzerinde kalan kısmın iadesi için vergi incelemesine sevk edilmektedir. Bu limitlerde her yıl yeniden değerleme oranında artırılmakla birlikte bu artış hasücretli mükelleflerin iade taleplerinin altında kaldığından incelemeye sevk edilen mükellef sayısı artmaktadır.
Vergi daireleri tarafından yerine getirilecek iade talep tutarı 2022 takvim yılı için 68.000 TL, 2023 takvim yılı için 151.000 TL dir. Örneğin mükellefin 2021 takvim yılı gelirine ilişkin 2022 yılında 80.000 TL iade talebinde bulunması durumda 68.000 TL si vergi dairesi tarafından yerine getirilmekte kalan 12.000 TL için vergi incelemesine sevk edilmektedir.
İade taleplerine ilişkin şartlar tebliğde açıkça belirtilmişken ilgili mükelleflerin başkaca defter ve belgesi veya faaliyeti yokken vergi incelemesi sırasında Vergi Müfettişleri vergi dairesi tarafından incelenmeyen neyi inceliyor diye merak ediliyor olabilir.
Ben kendi adıma okul masraflarına ilişkin öğrenci üzerinden gidiyorum. Örneğin babası özel okula ve kursa göndermesine rağmen matematiği zayıf gelen ortaokul öğrencisi kardeşimize karşıt inceleme yapıp karnesini inceledim. Yetinmeyip ailesine layık evlat olması için izci yemini ettirdim.
Hasücretli mükellef grubu ile ilgili çarpıcı gelen hususlar elbette vergiden ibaret değil. Yaptığımız sohbetlerden öğrendiğimiz kadarı ile hasücretli mükellefler çocuklarının eğitimi için gerçekten çok ciddi bir çaba içerisindeler. Bu amaçla maddi manevi bütün imkanlarını seferber ediyorlar. Bu durum ilk bakışta çok normal gelebilir ama önceden yalnızca küçük bir topluluk olan hasücretlilerin son yıllardaki ekonomik şartların etkisiyle arttığı buna mukabil orta sınıfın eridiği ve tabanda birleştiği özetle gelir dağılımındaki çarpıklığın geldiği seviye düşünüldüğünde gelecek için endişelenmemek mümkün değil.
Konu ile ilgili Anadolu da çalışan idareci bir arkadaşla görüşmemizde çalıştığı bölgedeki öğrencilerin derslerinin durumu ve geleceğe yönelik hayalleri ile ilgili olumsuzluklardan bahsetmişti. Anladığım kadarı ile kısıtlı olan bütün imkanları zorlamalarına rağmen maalesef oradaki öğrenciler ile hasücretli mükelleflerin çocukları arasındaki fark küçük yaşlardan itibaren daha önce hiç olmadığı kadar açılıyor ve bu duruma çare bulunamadığı takdirde belli bir süre sonra aradaki fark kapanması çok zor bir noktaya evrilecek. Kanaatimce eskinin orta sınıfı günümüzün yoksulu beyaz yakalıların, her geçen dönem bütçelerinde daha fazla yer kaplamasına rağmen, asgari ücretten yüksek aylık okul taksitleri ödeyerek çocuklarını özel okula gönderme çabaları da benzer endişelerden kaynaklanıyor. Tabi ki hasücretli mükelleflerin çocuklarını gönderdikleri özel okullar ile ücretli mükelleflerin (beyaz yakalı) çocuklarının gittiği her mahallede şubesi bulunan apartmandan bozma “kolejler” kıyaslanamaz.
Sonuç olarak enflasyon canavarının sistemde yarattığı tahribat yalnızca fiyatları yükseltmekle kalmıyor, beşikten mezara kadar heranımızı etkileyerek yalnızca bugünümüzü değil geleceğimizi de mahvediyor.
