Dün bir sosyal medya kullanıcısı, döner satın aldığı iki işletmeden bir tanesinin düzenlediği fişte KDV oranını %10 olarak hesaplaması gerekirken içecek (su) satışı yapılmış gibi %1 oranında KDV hesaplayarak fiş düzenlediğini böylece haksız kazanç elde ettiğini/vergi kaçırdığını belirten paylaşımda bulundu. Söz konusu gönderi, Hazine ve Maliye Bakanının, paylaşımın dikkate alınarak olayın takipçisi olunacağını belirtmesiyle birlikte büyük ses getirerek yaklaşık 10 milyon görüntülenme aldı. Bende bu kapsamda küçük dahi olsa bu tarz haksızlıklar/vergi kayıp kaçakları hakkında ihbar/şikayette bulunulduğunda neler olabileceği konusunda arkadaşımın başına gelen bir olayı paylaşmak istiyorum. (Bu arada dün akşam saatlerinde işletme açıklama yaparak söz konusu fişin sehven düzenlendiğini ve maliye tarafından denetim sürecinin başladığına yönelik açıklama yaptı )
Pandemi başlamadan hemen önce güneydoğuda askeri personel olan bir arkadaşım kız kardeşini Bursa’da ünlü bir dershaneye kayıt ettirmişti. Dershane başlayıp iki hafta ders işlendikten sonra pandemi nedeniyle önce bir süre eğitime ara verilmiş sonrada uzaktan eğitime geçilme kararı alınmış. Kardeşi de bu şekilde verimli olmayacağını düşünerek dershaneyi bırakmak istemiş.
Öğrenci kardeşimiz dershane yetkilileri ile durumu görüştüğünde iki hafta derslere girdiğini buna mukabil toplam 6 taksitin iki tanesini ödediğini dolayısıyla kalan taksitlerini ödemek istemediğini ifade etmiş. Dershane yetkilisi ise bunun mümkün olmadığını bütün ücreti ödemek zorunda olduğunu eğer ödemezse ellerinde ki senedi icraya vereceklerini söylemiş. Meğer kayıt esnasında dershane yetkilileri kurs ücreti tutarında tek bir senet almışlar.
Bunun üzerine arkadaşım bulunduğu şehirden dershaneye noter aracılığı ile ihtarname çekerek senedin teslim edilmesi istemiş fakat dershane her seferinde farklı gerekçelerle ( Bizim adımız sekiz mevsim değil xxx a.ş. vb.) talebini red etmiş. Arkadaşımız da izne geldiği bir gün dershaneye giderek konuşmak istemiş fakat görüştüğü muhasebe yetkilisi kardeşine söylediklerini tekrar ederek gerekirse icra yoluyla paranın tamamını alacaklarını belirtip kestirip attığı gibi biraz da agresif hareketler sergilemiş. Arkadaşımızda sakinliğini koruyup dershaneden ayrılmış fakat konuyu da sonuna kadar takip etmeye karar vermiş. Bu arada dershane senedi icraya vermiş arkadaşımız da konuyu tüketici hakem heyetine taşımış.
Kendisi ile ara ara görüştüğümüzde konudan bahsetse de açıkçası tutar ufak (sanırım 3.000 liranın 1.000 lirasını ödemişti ) olduğu için bende çok üzerinde durmuyordum. Fakat son gördüğü muamelenin üstüne birde icra olayı canımızı sıkmıştı. Yine bir gün böylesine konuşurken kendisine ödediği iki taksit karşılığında ödeme makbuzu fatura vb. verilip verilmediğini sordum. O da ödemeyi banka aracılığı ile yaptığını karşılığında da dershaneden makbuz gibi evrak verildiğini söyledi. Ben yine de ilgili belgeler ile birlikte bu işlerden anlayan birine danışmasının yararlı olabileceğine yönelik ( benim yapmamın uygun olmadığını da belirterek ) tavsiyede bulundum. Arkadaşımız da görev yaptığı tugayda askerlik görevini yapan bir askere elindeki belgeler ile birlikte danışmış ve olaylar bundan sonra başlamış.
Belgeleri incelediklerinde, dershanenin taksit tutarlarının ödenmesi için kendilerine verdikleri banka hesabının, dershanenin resmi hesabı olmadığını muhasebecinin (arkadaşımızın tartıştığı) şahsi hesabı olduğunu fark etmişler. Ayrıca yapılan ödeme karşılığında fatura düzenlenmediği gibi ödemeye ilişkin verilen belgelerinde kırtasiyeden alınan helvacı kağıtları olduğunu tespit etmişler. Öğrenci kardeşimiz bir de diğer arkadaşlarının da aynı hesaba ödeme yaptığını ve benzer belgeler aldıklarını öğrenmiş. Yine yaptıkları araştırmada dershanenin yaptığı işlemlerin yalnızca vergisel açıdan değil MEB mevzuatına aykırı olduğunu da fark etmişler.
Bunun üzerine bir yandan tüketici hakem heyetinde şikayetleri incelenirken diğer taraftan Vergi Dairesine ve İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ayrı ayrı şikayet dilekçeleri hazırlamışlar.
Vergi Dairesine gönderdikleri ihbar/şikayet dilekçesinde;
- Dershanenin tahsil etmesi gereken ücretleri muhasebecinin özel şahsi hesabına gönderilmesi ile ilgili olarak muhasebecinin banka hesaplarının incelenmesi ve inceleme sonucunda ihbarın doğru çıkması durumunda (muhasebecinin şahsi banka hesabını başkalarına kullandırması nedeniyle ) 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanununun 15. Maddesi gereği altı aydan bir yıla kadar hapis veya beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılması için suç duyurusunda bulunulması gerektiği,
- Dershanenin düzenlemediği her bir fatura için Vergi Usul Kanunun 353. Maddesi gereği 350 tl den az olmamak kaydıyla düzenlenmesi gereken fatura tutarının %10 tutarında özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiği ( dershanede onlarca öğrenci ödemelerini aynı sistemle yapıyormuş)
- Dershanenin gelirlerini gizlediğine ilişkin belgeleri de (ödeme dekontları ) ek yaparak vergi incelemesine alınması için ihbar ve şikayette bulunmuşlar
İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderdikleri şikayet dilekçesinde ise Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğini inceleyerek;
- Yönetmeliğin “Ücretlerin Alınma Şekli” başlıklı 55. Maddesine aykırı tahsil edildiği gerekçesiyle brüt asgari ücretin 5 katı
- Yönetmeliğin “Ücretlerin İadesi “başlıklı 56.maddesine aykırı olarak ücret iadesi yapılmadığı gerekçesiyle brüt asgari ücretin 5 katı
- Kanunun 7. Maddesi gereği reklam veya ilanlarda öğrenci resim ya da bilgilerini kullanması nedeniyle (sosyal medya hesaplarında) brüt asgari ücretin 5 katı idari para cezası uygulanması talebini içeren dilekçe göndermişler
Hatta Milli Eğitime gönderilen dilekçede Kanunun 4. Maddesi gereği kurum personelinin (agresif muhasebe yetkilisi) Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza alması durumunda (banka hesabını dershane tahsilatları için kullandırmasından dolayı) dershanede çalışmasının yasak olduğu açıklanarak söz konusu durum yetkililerin bilgisine sunulmuş.
Arkadaşımız şikayet dilekçelerini gönderip sonucu beklerken bu arada Tüketici Hakem Heyetinde ki şikayeti sonuçlanmış ve arkadaşımız haklı bulunmuş. Fakat dershane yetkilileri başvuruyu öğrenci olan arkadaşın kardeşi değil de arkadaşımız yaptığı için kararı kabul etmeyerek konuyu mahkemeye taşımışlar. Mahkeme safhasında ise olaylar gittikçe eğlenceli hale gelmiş.
Şöyle ki mahkeme günü arkadaş izin alıp duruşmaya katılmış. Dershane avukatı yapılan başvurunun öğrenci yerine abisi tarafından yapıldığı için hükümsüz olduğu yönünden savunma yapmış. Arkadaşımızda internetten öğrendikleri ile hakime derdini anlatmış. Hakim iki tarafı dinledikten sonra kararını açıklamış ama kararı hukuki dille söylediği için arkadaşımız mahkemeyi kazanıp kazanmadığını anlayamamış. Hakim ayrıldıktan sonra karşı tarafın avukatına “abi şimdi kim kazandı ne yapacağız “ diye sormuş avukatta, “valla bilmem galiba siz bize 500 lira ödemeniz gerekiyor” diye cevap vermiş. Bunun üzerine hakimin odasına gidip asker selamı çakıp kendini tanıtmış ve “efendim siz karar verdiniz ama ben anlayamadım şimdi biz kazandık mı kaybettik mi” diye sormuş. Hakim de gayet kibar bir şekilde davayı kazandıklarını senetlerini alabileceklerini, tutar küçük olduğu için karşı tarafında itiraz hakkının da olmadığını açıklamış. ( 500 lira olayı sanırım mahkeme harç vb. giderleri için karşı tarafın ödemesi gereken tutarmış ) Böylece arkadaşımız uzun uğraşlar sonucunda icra takibinde kurtulmuş
Yapılan şikayetlere gelince ilk öne MEB müfettişleri arkadaşımızın kardeşini bilgisine başvurmak için davet etmişler. Görüştüğü müfettiş çok babacan bir şekilde davranıp hakkını aradığı için teşekkür edip olayı dinlemiş. Kardeşimiz bu esnada dershanenin yaptığı ilk vukuatın bu olmadığını öğrenmiş hatta müfettiş ikinci kez aynı fiiller işlendiğinde kesilmesi gereken cezaların beş kat artırımlı olarak uygulanacağını da söylemiş. Bir süre sonra arkadaşımıza Milli Eğitimden Müdürlüğünden teşekkür mektubu gelmiş fakat tabi arkadaşımız mektupla yetinmeyip bizzat gittiğinde dershane hakkında onlarca brüt asgari ücret tutarında ceza yazıldığını öğrenmiş. ( Müfettişler yaptıkları incelemede arkadaşımızın şikayeti dışında da tespitlerde bulunmuşlar)
Vergi dairesine yapılan şikayetle ilgili olarak da ilk önce teşekkür mektubu gelmiş sonrasında öğrenci kardeşimiz Vergi Müfettişi tarafından bilgisine başvurulmak için çağırılmış Orada da öncelikle vergi dairesi tarafından dershane hakkında ceza kesildiğini sonrasında banka hesapları vb. nedeniyle dershanenin vergi incelemesine alındığını öğrenmişler
Özetlemek gerekirse hikayenin sonunda dershane yetkilileri düzenlemedikleri düşük tutardaki fatura ile haksız yere tahsil etmeye kalktıkları senet nedeniyle peşine düştükleri tutarın onlarca katı tutarında ceza yedikleri gibi bir de vergi incelemesine girmişler ki muhtemelen onun sonunda da ciddi cezalarla karşılaşmış olabilirler
Netice itibariyle söylemek istediğim haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde yada vergi kaçırıldığını fark ettiğimizde sadece vergi ve adalet sistemini eleştirmenin, sohbetlerde veryansın etmenin ötesinde bir şeyler yapmamız gerekiyor. Görüldüğü üzere biz hakkımızı usulünce aradığımızda sesimizi bazen doğrudan Bakan bey, bazen de bir hakim/müfettiş mutlaka duyacaktır.

1 Yorum
Hakkını arayan kardeşimiz ve abisine ve bunu yol gösterici bir şekilde kaleme alan size teşekkür ederim.