Nereden Buldun Yasası – 2 ( Hayat Standardı Esası )

Yazar Taha ÇAKIR
5 dakika Okundu

Malvarlıkları/harcamaları ile beyan ettikleri kazançları uyumsuz olan mükelleflerin, malvarlıkları/harcamalarının kaynaklarını araştırma ve vergilendirmeye yönelik yasal düzenlemeleri ele aldığım serinin ilk yazısında 1960 – 1984 yılları arasında uygulanan servet beyanı müessesini ele almıştım. Bu yazımda ise 1980-1990 lı yıllarda uygulanan hayat standardı müessesini ele alacağım.

Hayat standardı esası  kısaca kişinin yaşam standartlarından ve malvarlığından yola çıkarak elde etmesi gereken asgari gelir tutarını tespit ve vergilemeyi hedefleyen vergi güvenlik müessesi olarak özetlenebilir.

Anayasa mahkemesi de 1991/43 karar sayılı kararında hayat standardı esasını, “Vergi yükümlüsünün ulaştığı yaşam düzeyini sağlayabilmesi için yaptığı gideri karşılayan bir gelirinin olabileceğini varsayarak gerçek gelire ulaşabilmek amacıyla getirilmiş bir vergi kontrol sistemidir” şeklinde tanımlamıştır.

Hayat Standardı Esası 31.12.1982 tarih ve 2772 sayılı kanunu ile Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 116. maddesi ile vergi mevzuatımıza girmiş olup diğer pek çok düzenlemede olduğu gibi Fransız Gelir Vergisi Sisteminden alınmıştır.

İlgili maddenin detaylarına bakıldığında

  • Gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari, zirai ve meslek kazancı sahiplerinin beyan ettikleri gelir, madde de belirtilen tutarın üzerine yine madde de belirtilen her bir hayat standardı göstergesi için belirlenen tutarın ilave edilmesinden sonra bulunacak tutardan düşük olduğu takdirde bu şekilde bulunan tutardan 31. Madde de belirtilen indirimler sonrası kalan tutar vergi matrahı olarak dikkate alınacaktır.

Hayat Standardı göstergelerinden bazıları aşağıdaki gibidir.

  • Mükellefe, eşine, çocuklarına ait binek otomobiller için (60.000/90.000/180.000 lira)
  • Mükellef, eşi ve çocukları tarafından kullanılan binalardan ( tatil amacı ile gidilen oteller dahil )  kiralanmış olanlar için  ( 60.000 lira )
  • Mükellefe, eşine, çocuklarına ait hava taşıtı, yat, kotra vb. ( 600.000 Lira )
  • Özel hizmetlerde devamlı olarak ücret karşılığı şoför, mürebbiye, bahçıvan vb. çalıştırılması (120.000 Lira )
  • Turistik amaçlı yurt dışı seyehatlerde Mükellefe, eşine, çocuklarının her birinin her seyahati için ( 180.000 Lira )

Sonrasında 15.12.1990 tarih ve 3689 sayılı kanunla (7. Madde)  Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 35. Madde ile 01.01.1990 – 31.12.1999 yılları arasında uygulanacak hayat standardı esası yeniden düzenlenmiş olup yapılan düzenlemeler özetle aşağıdaki gibidir.

  • Temel gösterge tutarları asgari ücretin brüt tutarlarına endekslenmiştir.
  • Hayat standardı temel gösterge tutarları için yalnızca yükümlünün kendisine ait emekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı miktarı, “izah nedeni” olarak kabul edilmiştir
  • Mükellefin aynı yılda ticari ve mesleki faaliyeti varsa göstergeler her kazanç için ayrı ayrı uygulanacaktır
  • Gösterge tutarları büyükşehir statüsündeki illerde %25 artırımlı, kalkınmada öncelikli bölgelerde ise indirimli olarak uygulanacaktır.
  • Çiftçiler, Noter vekilleri, ruhsatlı dava vekilleri hakkında hayat standardı uygulanmayacaktır
  • Gelir Vergisi Kanunun mükerrer 116. Maddesinin ( hayat standardı esasının düzenlendiği madde ) bu maddeye ( GVK geçici 35. ) aykırı hükümleri uygulanmayacaktır.

Daha sonra  22.07.1998 sayılı kanun ile uygulamanın süresinin bitimi bir yıl geriye alınmış (31.12.1998 ) ve mükerrer 116. Maddesi ( Hayat Standardı esasına ilişkin ilk düzenlemelerin yer aldığı madde ) yürürlükten kaldırılmıştır. Son olarak da 23.11.2000 tarihli ve 4605 sayılı kanunun geçici 58. maddesi ile 01.01.2000 – 31.12.2001 yılları arasında uygulanmasına karar verilmiştir.

Hayat standardı esası, uygulandığı süre boyunca çeşitli tartışmalara konu olmuş olup yapılan değerlendirmelere özet olarak aşağıda yer verilmiştir.

  • Vergi kayıp ve kaçağını önlemede mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz kaldığı, vergi idaresinin kapasitesinin sınırlı olduğu durumlarda hayat standardı tarzı vergi güvenlik müesseselerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bir başka ifadeyle söz konusu uygulamalar mevcut vergilendirme kapasitesi ve çağdaş vergilendirme teknikleri ile vergilendirmenin başarısız olmasından dolayı ihtiyaca binaen ortaya çıkmıştır.

Bu tür vergi güvenlik müesseseleri uygulanacağı toplumsal yapının özellikleri dikkate alındığı ve iyi planlandığı takdirde de faydalı sonuçlar verme potansiyeline sahiptir. Aksi takdirde ise ülkemizde olduğu gibi yatay ve dikey eşitsizliklere sebep olabilecektir.

Şöyle ki Fransız vergi sisteminden alınan bu müessese Fransa da olumlu sonuçlar vermiş olmakla birlikte Türk toplumunun yapısı dikkate alınmadan düzenlenen hayat standardı göstergeleri mükellefin eşi, çocuğu ve bakmakla yükümlü kişiler üzerinden kavranmaya çalışıldığında akraba vb. ilişkiler nedeniyle  vergiden çok kolay bir şekilde kaçınmak mümkün olmuştur.

  • Hayat standardı göstergeleri Fransız örneğinde olduğu gibi yeterince detaylandırılmadığından (Gidilen otelin yıldız statüsü veya teknenin büyüklüğü ) uygulama kendi içerisinde de eşitsizliğe neden olmuş umreye gidenle, ABD’ ye tatile giden aynı kefeye konmuştur.
  • Hayat Standardı esasının yalnızca üç mükellef grubuna uygulanması, kurumlar vergisi mükelleflerine uygulanmaması vergilemede eşitlik ve adalet prensipleri ile bağdaşmamıştır.
  • Hayat standardı uygulaması ile mali güce göre vergileme ilkesinin gerçekleştirilmeye çalışılmış olmakla birlikte denetime tabi tutulacak matrah gösterge rakamlarının toplanması ile belirlenmiştir. Bu nedenle mükellef tüm göstergelere sahip olsa bile incelemeye tabi tutulacak matrah sınırlıdır. Dolayısıyla uygulama yalnızca orta ve düşük gelir grupları üzerinde etkili olma potansiyeline sahiptir.
  • Hayat standardı esasının uygulandığı dönemlerde vergi idaresinin bilgi toplama kapasite çok sınırlı olduğundan denetim sınırlı kalmıştır.

Sonuç olarak her ne kadar iyi niyetli ve cesurca bir girişim olsa da uygulamada yaşanan güçlükler nedeniyle  hayat standardı uygulaması çokça eleştirilmiş, uygulama ile ilgili geçici yasal düzenlemeler pek çok kez Anayasa Mahkemesinde iptal davalarına konu olmuş ve iptal edilmiştir. Netice itibariyle de yygulama zamanla kendisinden beklenen amacı gerçekleştirme niteliğini kaybederek vergi güvenlik müessesi olmaktan çıkmış ve minimum vergilendirme aracına dönüştüğü için kaldırılmıştır.

Yararlanılan Kaynaklar

Armağan, R. (2003). Gelir Vergisinde Hayat Standardı Esası. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergis, 265-282.

Beken, U. (1986). Hayat Standardı Esası ve Değerlendirilmesi. Gazi Üniversitesi YL Tezi.

Bıyık , R. (23, 08 2017). Vergi güvenlik önlemi mi, ek vergileme mi? (1). Dünya Gazetesi.

Bozdoğan, D., & Kurt, S. (2016). HAYAT STANDARDI ESASININ ANAYASAL VERGİLEME İLKELERİ AÇISINDAN İNCELENMESİ. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 59-76.

Palamut, M. (tarih yok). OTOKONTROL VERGI GüVENLIK MüESSESESI OLARAK “HAYAT STANDARDI ESASI. 89-96.

You may also like

1 Yorum

Yorum Bırakın