Ülkece deprem gerçeği ile bir kez daha yüzleşmek durumunda kaldık fakat bu sefer yaşadığımız felaketin büyüklüğünü anlatmaya kelimeler yetmiyor, felaketin faturası her geçen gün daha da artıyor.
Resmi verilere göre kırk binin üzerinde can kaybına, yüz binlerce insanımızın hayatının alt üst olmasına neden olan afet sonrasında arama kurtarma ve geçici barınma çalışmaları ile birlikte felaketin yaralarının sarılması adına alınacak ekonomik tedbirler de gündeme geliyor. Ben de bu kapsamda benzer afetler olan 1999 depremleri sonrasında afetin yaralarının sarılması amacıyla TBMM’ de yapılan çalışmalar hakkında bilgi vererek önümüzdeki günlerde neler olabileceğine dair değerlendirmede bulunmak istiyorum.
Geçmişteki örnekler üzerinden bugüne ilişkin değerlendirme yapmamın belli sebepleri var; öncelikle ülkece yaşadığımız sorunlar karşısında yeni ve farklı tedbirler almak yerine geçmişte benzer sorunlar karşısında izlenen yolları takip etmeyi seviyoruz. Merak edenler örnek olarak fiyat denetim uygulamalarının tarihçesine göz atabilirler. İkincisi farklı dönemlerdeki her iki afet sonrasında da tedbirlerin görüşüleceği mecliste aynı kuşak yer alıyor hatta hem 1999 depremleri hem de 2023 depremlerinin meydana geldiği dönemde milletvekili olanlar dahi var. Bu durumda önümüzdeki günlerde konuşulacakları, atılabilecek adımları tahmin etmenin çok da zor olmayacağı kanaatindeyim.
Tabi ki atılacak adımların bütçe açığı vb. ekonomik göstergeler ile ilişkili olduğu öne sürülebilir. Ancak son yıllardaki ekonomik performansımızın çok da parlak olmadığı düşünüldüğünde mevcut bütçenin böyle bir felaketin kayıplarının telafi etmeye yetmeyeceği de öngörülebilir.
Son olarak 1999 depremlerine ilişkin mecliste yapılan bir konuşmadan alıntı yaparak konuyu örneklendirmek istiyorum.
MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu MV) “…Ülkemizin deprem kuşağı üzerinde olduğu bilinen bir gerçek olmasına rağmen, yapılaşırken bu durumu göz önünde bulundurmadık ve maalesef bunu halkımıza anlatamadık. Mühendislerimiz, müteahhitlerimiz, belediyelerimiz ve bazı siyasîlerimiz, bu konuda gayri ciddî bir tutum sergilediler.
Üzülerek ifade edeyim ki “alırım parayı, atarım imzayı” diyen mühendislerimizin sayıları ciddî boyuttadır. Üniversitelerimizden teorik bilgileri alan mühendislerimizin tatbikat tecrübeleri yoktur; okul dönemi stajları kontrolsüzdür ve formalitedir….
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de özellikle yap-sat müteahhitliği ciddî bir başıbozukluğun içindedir. Eline sermaye temin eden her kişi yap-sat müteahhitliği yapabilmektedir. Yap-sat müteahhitliği yapanlardan, devlet, hiçbir belge istemediği gibi, bugüne kadar hiçbir önşartı da ortaya koyamamıştır ve inanın, bunda büyük bir vebal vardır” (Deprem vergisi olarak bilinen 4881 sayılı kanunun görüşüldüğü 25.11.1999 tarihli 25. Birleşimin tutanağı syf:552 )
Meclis tutanaklarından 1999 depremleri sonrasında hükümetin afet yaralarının sarılması için için dört aşamalı tedbir aldığı;
- Birinci aşamada dolaysız vergilerden bir defaya mahsus vergi alındığı.
- İkinci aşamada belirli süreyle özel iletişim ve özel işlem vergileri adı altında yeni vergiler konulduğu
- Üçüncü aşamada yüksek gelir sahibi olan belli kurumların ( İMKB, Rekabet Kurumu RTÜK ) gelirlerinin bir kısmı geçici süreyle genel bütçeye aktarıldığı
- Dördüncü aşamada ise bedelli askerliğin gündeme getirildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda sayılan ilk üç aşama 4481 sayılı “17.8.1999 ve 12.11.1999 Tarihlerinde Marmara Bölgesi Ve Civarında Meydana Gelen Depremin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpları Gidermek Amacıyla Bazı Mükellefiyetler İhdası Ve Bazı Vergi Kanunlarında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile gerçekleştirilmiştir.
Deprem vergisi olarak bilinen 4481 sayılı kanun tasarısı depremden hemen sonra hazırlanmış ve 24.08.1999 tarihinde Meclis Başkanlığına sunulmuştur. Meclis Başkanlığı tarafından Plan Bütçe Komisyonuna sevk edilen tasarının görüşmeleri hızlıca iki gün içerisinde tamamlanarak 26.08.1999 komisyondan çıkmış fakat genel kurulda 90 gün sonra ( 24.11.1999 ) görüşülmüş ve 26.11.1999 da kabul edilmiştir.
Kanun tasarısının depremden hemen sonra hazırlanıp hızlıca Meclis Başkanlığına sunulması, komisyondan da hızlıca geçmesine rağmen meclis genel kurulunda 90 gün sonra görüşülmesinin nedenlerine ilişkin şunları söyleyebiliriz.
- Plan Bütçe Komisyonu raporunda, tasarı ile getirilmesi düşünülen ek vergilerin yardım ve bağışlar üzerinde olumsuz etkide bulunacağı dolayısıyla deprem felaketinin yol açtığı hasarların giderilmesinde sivil inisiyatifin zayıflayacağı, tasarının bu bakımdan daha uygun bir zamanda getirilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir.
- Genel bütçe görüşmeleri sırasında söz alan milletvekilleri de benzer şekilde ek vergi öngören tasarının gündeme gelmesi ile bağış ve yardımlarda azalma olduğu yönünde eleştirilerde bulunmuşlardır.
Buraya kadar yaptığımız açıklamalar sonrasında 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında aşağıdaki adımların atılabileceğini değerlendiriyorum.
- 1999 depremlerinden sonra 4481 sayılı Kanunla çeşitli kamu kurumlarının gelirleri afet yaralarının sarılması maksadıyla genel bütçeye aktarılmıştır. 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra da benzer bir yol izlenerek farklı yöntemlerle de olsa çeşitli kamu kurumlarından afetin yaralarının sarılması için Kızılay ve AFAD’ a kaynak aktarması yapılmıştır.
- Meclis tutanaklarından 1999 yılı depremlerinin yüzyılın felaketi olarak adlandırıldığı anlaşılmaktadır. 2023 depremlerinin ise bundan çok daha yıkıcı olduğu bilinmektedir. Bu durumda afetin yaralarının sarılması için 1999 depremleri sonrasında olduğu gibi kaynak olarak ek vergiye ihtiyaç duyulması normaldir. Bu kapsamda vergi düzenlemeleri (ek vergi, vergi oranlarında artış vb.) yapılması beklenebilir.
- Yapılacak ek düzenlemeler ayrı bir kanun ile olabileceği gibi mevcut kanunlarda Cumhurbaşkanına tanınan yetkilerin kullanılması suretiyle de olabilir. Fakat ek vergisel yükümlülüklerin bağış ve yardımları olumsuz etkilemesini önlemek adına zamanlamasına dikkat edilebilir.
- 1999 depreminden sonra ihtiyaç duyulan kaynak için bedelli askerlik gündeme gelmiştir. Bedelli askerlik müessesine ilişkin geçtiğimiz yıllarda yapılan düzenleme ile sistem sürekli hale getirilmiş ve şartları belirlenmiştir. Fakat böylesi acil durumlarda kaynak bulmak amacıyla yeniden bedelli askerlik sistemine ( belirlenen tutarlara ilişkin düzenleme yapılabilir) başvurulabilir.
Konuya ilişkin ikinci yazımda da deprem vergisi olarak bilinen 4481 sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler hakkında daha detaylı olarak paylaşımda bulunacağım.
